in

Zülfü Livaneli’nin Kendi Kaleminden 10 Alıntı

Bir şeyin umut içerisinde beklendiği zaman, gerçekleşmediği dönemlerde şüphesiz ki hayal kırıklığı yaşarız. Bunun için kendi adımıza umut edeceğimiz şey ulaşılabilir düzeyde olması önemlidir. Böylece kendi hakkımızda olumsuz iddialar peşinde koşmamış oluruz.

Çok fazla umut ediliği zaman insan endişeye kapılmaya başlar. Çeşitli korkulara kapılarak, umut ettiğinin gerçekleşmeyeceğini düşünmeye başlar. Her umut kendi içinde kendisine özgün korkusu ve korkudan doğacak umutları mevcuttur. Kişi umutlarına kavuşamayacağı zaman ümitsizliğe kapılacaktır.

Çok fazla umut edilmesi bir depresyon nedeni olduğu da unutulmaması gerekir. Çünkü bir yerden sonra ulaşılamayan umut insana acı vermeye başlayacaktır. Bu durumda kendisini kişisel bunalım içinde bulmasına neden olur.

1. “Onca sayfa okunur mu hiç ya? Özetlerine baktım. Bunları söylerken kucağındaki iPad’i işaret ediyordu. O zaman hayatı, aşkı, ölümü, felsefeyi, edebiyatı 140 karakterlik tweet’lerle ifade eden bir kuşakla konuştuğumu daha derinden kavradım. Aramızdaki uçurum kapanmayacak cinstendi.

2. İnsan hiçbir umut beslemediği zaman durumu kabullenebiliyor ama kapkara bulutlar arasından iğne ucu kadar kendini gösteren bir güneş ışını belirince bütün dünyası o ışığa bağlı oluyor…

3. Ama inan bana, insanların çoğunun ruhu, bedeninden önce çürür.

4. Harese nedir, bilir misin oğlum?
Arapça eski bir kelimedir.
Bildiğin o hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir.
Harese şudur evladım:
Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan
üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür;
o kadar dayanıklıdır yani.
Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır.
Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar.
Keskin diken devenin ağzında yaralar açar,
o yaralardan kan akmaya başlar.
Tuzlu kan dikenle karışınca bu tat devenin daha çok hoşuna gider.
Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına
doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve.
Bunun adı haresedir.
Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir.
Bütün Ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, boyunca birbirini öldürür
ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz.
Kendi kanının tadından sarhoş olur.

5. Sağcı, solcu, milliyetçi, enternasyonalist, tarikatçı, Fenerbahçeli, Galatasaraylı, Beşiktaşlı, genç-yaşlı, kadın-erkek, köylü-şehirli, Doğulu-Batılı, zengin-yoksul olmanız fark etmez. Yeter ki düzgün insan olun!

6. Kıskanmayı bile unutmak. Onu mutlu eden herkesi ve her şeyi sevmek. O noktada sahiplenmek biter, saf aşk kalır.

7.”Aramızdaki temel fark ne, biliyor musun? Sen insanlara baktığın zaman üniformalar, bayraklar ve din görüyorsun!”. “Peki, sen ne görüyorsun bakalım?”. “İnsan, sadece insan. Seven, acı çeken, acıkan, üşüyen, korkan bir insan.”

8. Haklı olanı güçlü kılamadığımız için güçlü olanı haklı kılıyoruz…

9. Zaten dünyanın hangi köşesinde huzur kaldı ki…

10. İnsanlar bunca acı çekerken, İstanbul’da en iyi suşinin nerde yenilebileceğini konuşanlara dayanamıyordum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Jack Kerouac’tan Asi Ruhları Kendisine Getirecek 10 Derin Söz

Tolstoy’un Savaş Üzerine Söylediği 7 Söz